Horlamanın Gizli Kahramanı: Burnumuz

Değerli Okurlarım,
Eminim birçoğunuz çevrenizden horlama hikayeleri dinlemiş ya da bizzat yaşamışsınızdır. Bu hafta sizlere ‘Horlamanın Gizli Kahramanı; Burnumuz’ başlığıyla, horlama probleminin burunla olan ilişkisinin detaylarından bahsetmek istiyorum.

Uyku sırasında gürültülü bir şekilde horlamak hastalık olmamakla birlikte, sağlık sorunlarının habercisidir. Aslında toplumsal bir sorun olan horlama, kişinin sosyal yaşamına olumsuz etki ederken, yakın çevresi için de kabusa dönüşebilir.

Horlama kısaca; daralan üst solunum yollarının içinden geçen hava akımının titreşmesi nedeniyle oluşan sestir. Horlamanın altında yatan birçok neden olabilir. Kilo, bunlardan en önemli etken olarak sayılabilir. Anatomik nedenlerden ise burun eğrilikleri, çene küçüklüğü, dil kökü ya da küçük dil büyümesi en sık nedenlerdir.

Şişman Erkeklerin Kadınlara Oranla Daha Fazla Horladığını Biliyor muydunuz?

Yetişkinlerin %45’i zaman zaman, %30’u ise sürekli olarak horlamaktadır. Horlama sorununu cinsiyete göre değerlendirdiğimizde özellikle kilo problemi bulunan erkekler, kilo problemi bulunan kadınlara oranla daha fazla horlamaktadır ve yaşları ilerledikçe horlama sorunu da artmaktadır. Bu nedenle kilo vermek, horlama tedavisinde en önemli adımların başında geliyor denebilir.

En Şiddetli Horlama Sesi 102 Desibel!

Horlamanın geceleri ve uyurken olması, hastanın gündüz ya da uyanıkken saptanmıyor olması, kişinin gündelik hayatında normal ya da yeteri kadar nefes alabildiği anlamına gelmez.
Aslında kişinin sadece geceleri değil, aslında 24 saat boyunca bir oksijen yetersizliği yaşadığını göstermektedir. Bu konuda dünya rekoru kırarak Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiş olan kişiler bile bulunmaktadır. Bilinen en şiddetli horlama sesinin 102 desibel olduğu saptanmıştır. Bu, insanın bir yarış motosikleti ile aynı şiddette ses çıkarması anlamına gelir.

Horlama Tedavisinde Ameliyat Şart Mıdır?

sorusu merak edilen soruların başında gelmektedir. Her horlayan kişinin hemen ameliyata yönlendirilmesi doğru olmaz. Öncelikle hastanın çok detaylı şekilde kulak burun boğaz muayenesinden geçmesi ve gerekirse uyku testlerine tabi tutulması gerekir. Çünkü horlamanın yanı sıra, uyku apne sendromunun varlığı hasta için tehlike çanlarının çalması anlamına gelir. Ameliyat ise tedavi yöntemlerinden sadece bir tanesidir. Her hastanın tedavisi için çok farklı seçenekler sunulabilir. Bu nedenle tüm hastaların detaylı bir şekilde incelenmesi, horlama konusunda tecrübeli klinikler tarafından ve mümkünse bir çok farklı uzmanlık dalına ait hekim konseyi tarafından değerlendirilmesi tedavinin başarısını artıracaktır.

Horlamanın Gizli Kahramanı Burnumuz İse?

Horlama şikayeti ile bize başvuran hastaları öncelikle burun, bademcik, dil kökü yumuşak dokuları muayenesinden geçiriyoruz. Uyguladığımız en sık tedavi, burunda mevcut olan kıkırdak ve kemik eğriliği ve ‘konka’ adı verilen burun eti genişliklerine bağlı olan burun tıkanıklığı şikayetlerini giderme yönündedir. Ancak bazı hastalarda çok büyük olan bademciklerin alınması, ya da sarkmış olan yumuşak damağın gerilmesi ya da dil kökünük küçültülmesi de gerekebilmektedir. Tüm bu müdahalelerin ortak amacı hava yolunu genişletmek ve hastayı rahatlatmaktır. Bu operasyonlar sonunda hastalarda nefes alma sıkıntısı giderilmiş ve horlama problemi de çözülmüş olur.

Çocukların Horlama Tedavisi Daha Kolay

Horlayan bir çocuk ile erişkin arasında, tedavi seçenekleri farklılıkları bulunmaktadır. Çocukların horlama tedavisi, yetişkinlere göre daha kolay uygulanmaktadır. Çünkü 2-7 yaş arası çocuklarda ortaya çıkan horlamanın temel nedenleri, geniz eti veya bademcik büyümesinden kaynaklanır. Çocuklarda tedavi konusunda daha hızlı adım atmak gerekmektedir, aksi durumda problemi yaşayan çocuklarda yaşam kalitesini bozan durumlar gelişebilir.

Recommended Posts